Dün ki yazımızda Cemal Paşa’yı incelemiş Talat Paşa’yı da yazacağımızı dile getirmiştik.
Talat Paşa; Osmanlı Devletinin son döneme damgasını vurmasının yanında teşkilatçılık anlayışıyla da mühim bir öneme sahip olmuştur.
Asıl adı Mehmet Talat’idi..
1874,Edirne doğumludur.
Çeşitli mason localarına üyeliğiyle birlikte Bektaşi loncasına da üyeliği iddialar arasındadır. Tam somut bir mason belgesi yoktur. Ama onu yükselten ve Osmanlı Devlet siyasetinin belirleyicisi olmasına sebep olan olay Bab-ı Ali Baskınıdır.
Talat Bey’in hayatı 31 Mart vakasının gerçekleşmesiyle de bir kırılma noktası yaşamıştır. Öyle ki 31 Mart Vakası’ndan evvel sade bir diplomat olabilmiş o durumda azledilmeler ve hapis cezalarıyla kesintilere uğramıştır.
Jön Türkler yapılanmasıyla gençlik zamanında tanıştı ancak tam bir yetkili olmadı.1907 yılında OSMANLI İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ’nin tüm Avrupa-Balkan ve Osmanlı’da teşkilatlanmasını sağlayan iki kişiden biriydi.
Bir diğer isim ise Bahaddin Şakir Bey’dir.
31 Mart Vaka’sı gerçekleştiğinde ve 2.Abdülhamit Han Hazretleri tahtan indirildiğinde;Reşat Efendi’ye tahta çıktığını bildiren heyetin başkanlığını üstlenmişti.
Daha sonra 8 Ağustos 1909-4 Şubat 1911 arası Dahiliye Nazırlığı yaptı. Umumiyeyi memnun edemediği sebebiyle görevinden istifa etti..
Türk siyaset tarihinin ve Osmanlı Devleti tarihinin en önemli siyasi olaylarından biri olan Bab-ı Ali Baskın’ını planlayan ve örgütleyen isim Talat Paşa idi. Said Halim Paşa kabinesinde 12 Haziran 1913’te yeniden Dahiliye nâzırlığına getirildi. Bu tarihten itibaren Talat Bey devletin siyasetinin en önemli belirleyicilerinden biri oldu.
Kendisinin de Dahiliye Nazırlığı le birlikte bahsimizde geçen ÜÇ PAŞA İKTİDARI başlamış oldu.
Mehmet Talat Paşa, 1.Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyetinin en belirleyici isimlerindendi. Savaşa girme konusunda İttihat ve Terakkî Cemiyeti içinde beliren fikir ayrılığında savaşa katılma taraftarı gruba dolaylı destek vererek Osmanlı Devleti’nin böyle bir karar almasında etkili oldu.
Talat Paşa şüphesiz ki siyasi hayatı boyunca sayısız mühim konularda kararlar almıştır. Ancak en önemli kararı ve kendisinin bizzat kanunlaştırdığı Ermeni Tehciriydi. Tarihler ise 27 Mayıs 1915’i gösteriyordu.
Talat Bey’in hayatında ki bir diğer önemli detay ise sadrazam oluşuydu. Öyle ki tarih açısından önemi ise Osmanlı Devleti’nde bir mebusun ve bir Nazırın ilk kez sadrazam oluşuydu.
Sultan Reşad’ın vefatından sonra Vahdettin Efendi tahta geçince sadaret makamına istifasını sundu ancak Vahdettin ‘devlette devam esastır.’ anlayışıyla göreve devam etmesini söyledi ve istifasını kabul etmedi.
Ruslarla yapılan Brest-Litowsk Anlaşmasının metnini hazırlayan yetkililer arasında Talat Paşa vardı.Ruslardan Kars-Ardahan gibi vilayetler tekrar alınmasında bugünkü sınırların çizilmesinde Talat Paşa’nın büyük bir mücadelesi mevcuttur.
1. Dünya Harbinin yıkıcı sonucu tüm devlet ve milletin üzerinden silindir gibi geçmiş ancak İttihatçiları ayrıca darmadağın etmişti.. Talat Paşa’da bu harbin mekus sonucunun bedelini fazlasıyla ödeyerek önce istifasını verdi sonra da ülkeyi terk etmek durumunda kaldı..
Damat Ferit Paşa hükümeti tüm İttihatçılar gıyabında bir mahkeme kurdu ve hepsinin gıyabında yargılanmasını hükümet isteği olarak vurguladı..
İlginç olan şudur ki Damat Ferit Paşa hükümeti sadece üç paşanın idamını istedi,rütbelerini söktü ve paşalık ünvanlarını aldı..
Onlar ise Enver-Cemal ve Talat’tan başkaları değildi..
Talat Paşa yurt dışında teşkilatlanmaya,bağlantılarını kullanıp tekrar Avrupa ve Balkanlarda İttihat ve Terakki’yi canlı tutma hayalinden vazgeçmedi.. Ve kısmen bunu başardı..
Almanya’da Şark Kulübü kurarak Anadolu Direnişine ve kuzey yaylalarında ki kardeşi Enver’e maddi yardımlar sağlamayı başardı.
Bunun yanında Halide Edip-Galip Kemali gibi direnişin mühim isimleriyle mektuplaştı ve Avrupa’da ki ahvali Anadolu’ya aktardı..
Mustafa Kemal ile haberleşip telgraflaştığı da söylenmektedir.
Her şey Talat Paşa’nın lehine dönerken ve bir düzene oturmuşken beklenmeyen bir gelişme oldu..
Taşnak Cemiyeti Avrupa’da teşkilatlandı ve bir ölüm listesi hazırladı.
Maksat ise İstanbul’dan Avrupa’ya kaçan İttihat ve Terakki yetkililerini öldürmekti..
Bu noktada liste başı elbette ki Talat Paşa idi..
Bir gün Berlin’nin Charlottenburg semtindeki Hardenbergstrasse’deki evinin önünde yakın mesafeden başına ateş etmek suretiyle öldürüldü.
Suikastci ise Almanya’ya gazeteci olarak girmiş olan ve bir Taşnak militanı ve Ermeni olan Soğomon Tehriyan’dı..
Tarihler ise 15 Mart 1921’di..Yakalanan Tehliryan cinayeti işlediğini itiraf etti.
İki günlük yargılamadan sonra, Türk tarafının gösterdiği savunma tanıkları dahi dinlenmeden hakkında beraat kararı verildi. Karara gerekçe olarak Tehliryan’ın tehcirden dolayı travma ve cinnet geçirmesi gösterildi. Ve bugünden sonra Avrupa’nın ‘sözde Ermeni soykırımı(!) safsatası başlamıştır.Talat Paşa’nın Berlin’deki Türk mezarlığında bulunan naaşı, 1943 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye’ye taşındı. Gömüldüğü yerden çıkarılan, bayrağa sarılan ve çiçekler içinde, özel bir vagonla İstanbul’a getirilen naaş, 25 Şubat 1944 günü Sirkeci Gar’ında kalabalık bir topluluk tarafından karşılandı..’İttihatçılar ölür ittihatçılık ölmez..!!’ sloganları eşliğinde top arabasıyla ve törenle Abide-i Hürriyet şehitliğine taşındı ve burada defnedildi.
Ruhu şad olsun.. Dua ile..










