Vakti gelince yapıcaklarımız ve yarım kalmış hikayelerimiz vardı seninle.
Benim gönderemediğim mektuplara yazdığım ve senin gittiğin yerde hatırlayamayacağın kadar eski ve “biz”olduğumuz zamanlara ait
Hikaye bu ya;
Geçmiş zamanların biyerlerinde yaşamış epeyce genç ve çok aşıktık birbirimize.Sen gözünden ziyade kalbinin gülen yüzüyle bana bakar “Karım” derdin.
Sen bana “karım”der susardın.benim içimde bişeyler nefesimi keserdi.Ne ben cevap verdim nede sen devamını getirdin.Biz sustuk öylece ve hep yarım kaldı hikaye.
Azımsanamayacak kadar çok vakit geçti “biz yaşlandığımızda” diye başlayıp sabahlara kadar kurduğumuz hayallerin üzerinden.
Bir evimiz vardı…Senin gittikten sonra yolunu unuttuğun,benim içinde hapsolduğum.
Ben o kapının ardında seni beklerken mektuplara yazdım hikayemizi,döndüğünde okursun diye…
Aylar geçiyordu!
Sen gelmiyordun!
Ben gel diyemiyordum!
Yıllar geçiyordu ,
Sen gelmiyordun,
Ben gel diyemiyordum.
Kapının ardında benimle beraber bıraktığın
çocuk büyüyordu…
Sen gelmiyor,
Ben gel diyemiyor
Mektuplar birikiyordu…
Yıllar geçti,
Sen gelmedin,
Ben gelmeyeceğini anladım,
Çocuk büyüdü…
Yıllar geçti,
Sen unuttun,
Ben unutmaya alıştım
Çocuk hatırlamıyordu
Yıllar geçti,
Hikaye anlamını yitirdi
“biz yaşlandığımızda” dediğimizden bu yana
“Biz yaşlanıyoruz” tek başımıza
Yıllar geçti
Biz artık vazgeçtik…









